İlahi Aşk Muhittin Ibn Arabi İlahi Aşk   Muhittin Ibn ArabiVahdet-i Vücud kavramı ve Arabilik’in kurucusu olan, döneminin bazı alimleri tarafından Şeyh’ül Ekber (liderlerin, şeyhlerin en büyüğü) olarak kabul edilen, bazıları tarafından ise sapkınların en sapkını olarak kabul edilen ancak tasavvuf literatürünün en büyük alimlerinden birisidir. Bu nokta da, yanlış anlaşılmasının yanında, bazı noktalarda anlaşılamaması ve kendini ifade edememesi sebepler arasında sayılabilir.

Zira, ilk adımları Hakim-i Tirmizî tarafından atılan ancak Ibn Arabi tarafından kemale erdirilen Vahdet-i Vücud doktrini, aşkların, varlığın ve dinlerin birliğini anlatırken yanlış anlaşılmaların temelinde olması çok doğaldır. Zira onun ifade etmeye çalıştıkları ile, ilmine erişemeyenlerin ve avamın onu anlayış şekilleri çok farklıdır. Bir çok tasavvuf ehlinin başına gelen bu durum, Ibn Arabi’de zirvesine ulaşmıştır.

Ona göre, maddi ve manevi alemde var olan herşeyde Allah vardır ancak hiçbiri Allah’ta yoktur. Her şey, O’nun ve isimlerinin ve sıfatlarının bir zuhurudur. Dolayısı ile herşey O’nun bir aynasıdır. Buna insanın kendiside dahildir. Dolayısı ile insan Allah’ın bir aynası ve aynı zamanda aynaya bakan bir varlık olarak, tek mutluluk ve en yüce noktası “geldiğine dönmek ve tekrar bir olmak”tır. Bu nokta da, insan her daim aşk aramaktadır. Bu aşk, merhamet ve azap içerse de, azabın içersinde de aslında sevgi ve merhamet vardır. Keza Allah Kur-an’da dediği üzere, kul bir adım attığında O koşandır. Her daim affetmeye hazır ve bağışlayıcıdır. Ancak bütün bunlara karşın, inkarda diretenlere de adalet sıfatı gereği davranmanın ardından gene sevgi ve merhametle yaklaşır.

Bu konuları, temel tasavvuf bilgisi ve anlayışı gerektirmesi ve uzatmamak maksadıyla kısa geçsem de, Ibn Arabi Allah’ın emir ve yasaklarının her birinde olabilecek en hassas noktada iken, Allah ile “bir” olmak, daha doğrusu Allah’da yok olmak olarak tanımladığı mertebeye ulaşabilmekte de bir o kadar azimlidir.

İlahi Aşk isimli bu eser, kısa ismi Fütuhat-ı Mekkiyye olan 560 bölümlük dev bir eserin 176. bölümünün çevirisidir. Bu bölümde Ibn Arabi, bu konuları aşk ve sevgi merkezli olarak anlatmakta ancak yazdığı hiç bir şeyi kendisinden görmezken, her hatayı kendisinden bilmektedir.

Aşk ve Allah’ı tasavvur noktasında, geleneksel bakışın çok ötesinde bir perspektif sunan Ibn Arabi, gerçekten okunması ve anlaşılması çok gerekli olan bir alimdir.

Kitap bir yönüyle felsefe içermekle birlikte, bir yönüyle de insan psikolojisine İslam’i bir bakış niteliğindedir.

Elimde bulunan, 2006 tarihli 11. basımı saman kağıdadır.

Yazar: Ibn Arabi ( Çeviri : Mahmut Kanık)

Yayın : İlahi Aşk

Yayın Evi : İnsan Yayınları

email