Paylaş :facebook 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem Yüzyılına1twitter 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem Yüzyılına0google 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem Yüzyılına0email 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem Yüzyılına

Efendim tekrar merhabalar. Uzunca sayılabilecek bir süre ele avuca sığacak pek bir yazı yazamamanın verdiği rehavetten kurtulmaya çalışırken, sağlık sorunu olan herkese acil şifalar diliyorum. Şu son zamanlarda fazlasıyla hastanelerle haşır neşir olmanın verdiği bir hassasiyet fazlasıyla bünyemizde mevcut durumdadır açıkcası.

Efendim, şu yazamadığımız dönemde enteresan olaylarda olmadı değil hani. Hele ki bazı arkadaşlarımızın! mert olanlarının doğrudan, omurgasız olanların arkamızdan ettiği laflar bizi hiç üzmedi, ama güldürdü. “Her şeyi yazıyorsun, hadi tahliyeleri de yazsana.. niye yazmıyorsun ? Yazacak bir şeyin yok tabi” ve yahut “O işine gelenleri yazar” ve benzeri sözleri duyduk. Biz çocukken buna sidik yarıştırmak derdik. İki kelimeyi bir araya getirdikleri gün onlarla da konuşuruz ancak bu sidik yarıştırmanın ana kuralı madem ki en uzağa işemektir, öyleyse; tuttum biriktirdim geldim, açılın işeyeceğim.

Haydi bakalım başlayalım. Ancak gene onların kalbini kıracak ve tahliyeleri  daha geniş zamana bırakarak şu malum dizi konusuna değineceğim.

Muhteşem Yüzyıl

Başlamadan önce, İlber Ortaylı’nın katılımıyla TRT2’in hazırladığı Osmanlı haremi ile ilgili İlber Ortaylı ile Tarih isimli belgesel bölümlerini izlemenizi rica ediyorum; 1.Bölüm, 2.Bölüm, 3.Bölüm.

Ardından isterseniz, gene aynı programın Kanuni Sultan Süleyman ile ilgili şu bölümleri de izlemenizi tavsiye ederim; 1.Bölüm, 2.Bölüm.

Çok merak edenler de dizinin bazı hatalarına bakabilirler.

Ardından başlayabiliriz.

Bilirsiniz, yıllarca her birimiz, okumuşumuz, okumamışımız, bu işi bilenimiz bilmeyenimiz aynı şeyleri yazdık söyledik. Savaşlar önce akıl ve kalpte sonra meydanda kazanılır. Diziler ve filmler insanlar tarafından gerçeklik olarak algılanır ve düşünce yapısını etkiler, değiştirir. Okunanlar da böyledir, seyredilenler de, dinlenilenler de. Bunların hepsinin bir arada olduğu dizi ve sinema mevzusu ise iyice ciddiye alınması gereken bir şeydir. Çünkü, bir sinema filminden tarihsel referans veren milyonlarca insan bulabilirsiniz. Sinema ve belgesel farkını neredeyse sıfırlamış durumdayız maalesef, keza okumaktan ve araştırmaktan o kadar üşeniriz ki, tarihi, kendi tarihimizi dizilerden, filmlerden öğreniriz. Bu bilinçsiz şekilde düşünce yapımıza nüfuz eden bir şeydir.

Amerika, Vietnam’da kaybetmiş olabilir. Ancak akıllarda ki gücünü korumuştur. Hem savaş döneminde hem de savaş sonrası milyarlarca dolar para harcayarak filmler çekilmiştir. Amerika ve Rusya arasında ki soğuk savaş dönemlerinde, psikolojik harekat olarak sinemanın nasıl kullanıldığını hepimiz biliriz. Çünkü bu bir psikolojik güç, bir moral kaynağı ve akılları karıştırıcı, çarpıtıcı bir yoldur. Nasıl ki çocuklarımızın sakıncalı olduğunu düşündüğümüz görsel ya da işitsel yayınlardan uzak durmasını istiyorsak, kendimiz açısından da, gençlerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz içinde istemeliyiz. Okul öncesi çocuklar için yazılan “7 günde 7 masal” isimli kitapta, intiharı özendirici yazılar var diye, yeri göğü inletiyoruz, neden ? Keza insan, çocukta olsa, büyükte olsa etkilenmektedir. Hele ki konu hakkında bilgiye sahip değilse.

kanunu sultan süleyman sülüman muhteşem 216x300 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem YüzyılınaEvet bu bir psikolojik güç, bir moral kaynağı, bir ruh hali oluşturucu, bazı duyguları ve aidiyetleri kışkırtıcı, fikirleri özümsetici bir mecradır. Diziler ve filmler insanlarda bir ruh hali oluştururlar, fikirlere etki ederler ve fikirler de gündelik yaşama, geleceğe bakışa, kendini değerlemeye etki ederler.

Dolayısı ile bu dizi önemsizdir, öylesine bir dizidir diyemeyiz. Bu dizi gerçekleri yansıtmaz, bir sanattır, altı üstü dizidir de diyemezsiniz. Gerçek hayattan alınmış isimleri, yerleri, bir tarih kesiti kullanarak ve üzerine dizinin başına “Tarihi gerçeklerden uyarlanmıştır.” diyerek yola çıkan bir diziye altı üstü dizidir demeniz, böyle muamele etmeniz için gerçekten art niyetli olmanız gerekir. Cumhuriyetin redd-i miras mantığıyla, kendi atasına söven bir zihniyetle tarihe bakan bir gözden ancak arpacık çıkar.

Kurtlar Vadisi dizi ve filmleri, Ekmek Teknesi, Halil İbrahim Sofrası, Eşref Saati ve Ayrılık gibi Pana film projelerinin yanında diğer şirketlere ya da kanallara ait benzer yayınların bu kadar ilgi görmesinin ve tutulmasının arkasında ne vardır ? Bunun arkasında, halkın değerleriyle özdeşleşen, özlemle andığı eski değerlerini hatırlatan ve insani değerler ile ön plana çıkan projeler olmalarıdır. Ancak en önemlisi, bu halkın örf ve adetlerine, yaşam tarzına, uzun bir zamandır unutturulmaya çalışılan tarih bilincine göndermeler yapması, kendini beceriksiz ve güçsüz hissetmesi, geçmişinden utanması istenen bu halkın tam tersi sarılacak dalı, söylemek ve anlatmak isterken dilinin dönmediği şeyleri anlatan yayınlar olması sebebiyle yoğun ilgi görmektedirler. Aynı, tarih ile ilgili yayınların yoğun ilgi görmesi gibi.Bu milletin utanılacak bir tarihi yoktur. Tüm dünya tarihleri içerisinde, her türlü hatalarına rağmen, yanlışlarına rağmen, en utanılmaması, tersine iftihar edilmesi gereken tarihlerden birisidir.

Bu bir akımdır. Bir halkın kendine dönmesi, uyanmasıdır. Zira hiç bir film veya dizi, hele ki bu konular üzerinde ki yayınlar, belirli bir birikim olmadan ortaya çıkmaz. Zorlama ile çıkarsa, ancak kısıtlı bir süre, mayası tutmadan varlığını sürdürür ve yok olur. Bu tarihsel, kültürel ve vicdani bir birikimdir. Zaman içerisinde ki birikimden sonuç olarak ortaya çıkması da bir ilerlemeyi, bir kabuk kırmayı gösterir.

Elbette ki bu tür bir kabuk kırmaya karşı eller boş durmayacaktır. Kimseyi suçlamıyorum ya da itham etmiyorum. Ancak, birileri işlerine geleceğini düşündükleri şeylere yol vermekte, el altından yönlendirmekte ve desteklemekte çok iyi ve ünlüdürler. Kendisini çocuğu için! para karşılığı satan bir anne ve para karşılığı onun üzerinde tepinen bir adamın sonrasında büyük bir aşk yaşaması kadar aptalca bir şey olabilir mi ? Ya da kendisine 4 kişiyle birlikte tecavüz eden bir adama aşık olan mağdur bir kadın ? 18 – 19 yaşında iç çamaşırları ortada, 30 yaşında evli kadın gibi her yerde sevişen genç kızlar ve erkekler.. Ve daha niceleri.. Habertürk’ten Yiğit Bulut’un şurada ki ve şurada ki yazılarında TRT’nin izlenme oranları ile ilgili yapılan manipulasyonları nasıl ispatladığı ve yargıya taşıdığı anlatılıyor. Şiddetle okunmasını tavsiye ediyorum.

kanuni sultan süleyman muhteşem harita osmanlı 300x186 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem YüzyılınaKoskoca bir imparatorluğun, en zirve yaptığı bir dönemde hüküm süren, kendisine düşmanları tarafından dahi Muhteşem lakabı takılan, ölümü dahi bir savaş meydanında, Zigetvar’da gerçekleşen, 13 büyük savaşa katılan (bir büyük savaşa katılana mareşal deniyor beyler dikkat) ve ordusunu bizzat yöneten, deniz savaşları, hint seferleri, isyanlar ve daha bir çok olaylarla uğraşırken devlete hem sosyal, hem ekonomik, hem dini ve hem de politik anlamda zirve yaptıran bir padişahtır. Osmanlı ise sarayından, haremine her yerinde “Edep ya Hu” yazan, bunu yazmakla bırakmayıp uygulayan bir imparatorluktur. Bu yapılan insaf, akıl ve mantık sınırlarını aşan bir durumdur, iki yüzlülüktür. Kendi tarihini Atatürk’le başlatanların,Osmanlı’yı, Selçuklu’yu ve diğerlerini yok sayıp İslam öncesi dönemi alıp ordan bugüne sıçrayan arada ki dönemi yok sayanların bir iki yüzlüğüdür. Bu kabul etsenizde etmesenizde sizin tarihinizdir, sizin atanızdır. Fatih’te, Kanuni’de, Bayezıd’da, Abdülhamid’de, II. Murad’da, 1. İbrahim’de,  3. Mustafa’da, Osman Gazi’de, Vahdeddin’de, Atatürk’te sizin atanızdır, tarihinizdir, büyüklerinizdir. Hataları yok mudur ? Hepsinin hataları, yanlışları vardır. Osmanlı’nın da, padişahların da, Atatürk’ün de, şimdikilerin de hataları ve yanlışları vardır. Ancak siz, her şeyi hata olarak görme eğilimiyle bakar ve nefretle yaklaşırsanız, buna ancak kepazelik denir.

Çakma Tudors çekeceğim diye yola çıkıp, saçmalamakta ancak bu kadar mümkün olabilir. Kendi atalarınızı, Roma’nın ve sonra ki dönemlerin sapık krallarına benzetmeyin! Benzetemezsiniz, oturmaz. Tarihin doğruları, gerçekleri ortaya çıkarmak gibi bir adeti vardır beyler.

Cariye sistemi, harem ve diğerleri nedir, o dönemde dünya genelinde uygulama nedir, normal olan nedir bunları hiç düşünmez, araştırmaz, anlamak için bakmaz mısınız ?

Bu bir stratejik satranç oyunudur. Bu ülkenin kendi değerlerini savunanlarla, bu halkı özüne dönme, kendine gelme yolunda destekleyenlerle, bu ülkeyi ve halkını bataklığa sokmaya, uyutmaya ve kendinden uzaklaştırmaya devam etmeye çalışanların stratejik savaşıdır.

kanuni sultan süleyman hürrem osmanlı padişah dizi 300x225 			  	Arkadan Konuşanlara Cevaptan, Kanuni Sultan Süleymanın Muhteşem YüzyılınaTüm bunlar ortada iken, bir insanın kendi tarihi ile ilgili bir film çekerken daha dikkatli olması ve daha araştırmacı olması gerekmez mi ? Osmanlı’da Harem nedir ? Tarihi belgelerle bunu incelemeden, bir padişahın oraya izinsiz giremeyeceğini bilmeden, girdikten sonra ses çıkaran ayakkabılar giyerek gelişini haber vermesi ile tüm tebanın çekildiğini, Haremin bir okul bir üniversite olduğunu bilmeden ya da bunları yansıtmadan sadece bir seks ve zevk sarayı olarak lanse etmek nasıl bir vicdandır ? Ömrü at üzerinde seferlerde geçen bir padişahın hayatını tutup bu şekilde anlatmak garip değil midir ? İnsan kendi tarihi ile ilgili gerçek isimlerle, yerlerle ve tarihler verilere dayanarak sözünü kullanmak suretiyle bir dizi çekerken, yerli ve yabancı izleyicinin kafasında oluşacak olumlu olumsuz izlenimi resmetmeden, doğruyu ve yanlışı hak ettikleri gibi yansıtp yansıtamadığına bakmadan, o hassasiyet ve sorumluluğu hissetmeden böyle bir film, dizi çekilebilir mi ? Sonra da utanmadan çıkıp milliyetçilikten, ulusalcılıktan, Atatürkçülükten bahsedebilir mi ? Atatürk sadece yalnız ve sigara içiyor gösterildi diye zıp zıp zıplayanlar, Kanuni’yi uzaydan gelmiş, onların atası olmayan bir uzaylımı zannediyorlar ?

Bana göre çekemez, çekmemelidir. İlla tarihi bir “dizi” çekecekseniz ve kafanıza göre sallamak istiyorsanız. Gerçek isimleri kullanmayacak ve dizinin başına “tarihi olaylardan uyarlanmıştır” gibi, dizide ki olayların gerçek olduğunu ima edecek, öyle bir algıyı verecek yazı koymayacaksınız. Bu aklın, mantığın yoludur. Diğeri ne sanat özgürlüğüdür, ne de başka birşey. Tarihi çarpıtarak sunmanın, ima ve çağrışımlarla bir toplumun algılarıyla oynamanın, bir halkın tarihi ile oynamanın ne özgürlükle ne de sanatla bir ilişkisi olamaz. Kendim için söylemem gerekirse, vurdum duymaz bir sanatçı! olmaktansa, yaptığım ve ortaya koycağım şeylerin insanlar ve özellikle gençler üzerinde nasıl bir etki uyandıracağını, onları nerelere yönlendireceğini düşünür bu sorumluluğu yaşarım. Her şeyde olduğu gibi, doğru ve yanlış, yarar ve zarar gibi konular düşünülmeden, sanat özgürlüktür diyerek sonsuz sorumsuzluk içerisinde hareket ederseniz, ilerleyen sanat değil, yıkılan kendiniz olursunuz.

Ahlak ve adalet her şeyde temeldir. Bunlardan yoksun şekilde ortaya koyulan şey de “Muhteşem” olma noktasında ancak “Muhtaşem rezillik” olarak tanımlanabilir. Ve 6 asırlık bir tarih, 50 bölümle kirletilemez.

Maçası sıkanı, İstanbul’un fethini çekmeye bekleriz.

Saygılarımla.