Paylaş :facebook Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya43twitter Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya11google Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya0email Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya

adnan menderes darbe başbakan 226x300 Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya

(yazaninsan.wordpress.com’dan geçiş sebebiyle tarihlerde oynama olmuştur.)

Bugün merhum Adnan Menderes’in katledilişinin 49. yıl dönümü ve aslında büyük bir hesaplaşmanın en önemli dönüm noktalarından birisi.

Halkın oylarıyla (%57) iktidara gelen bir başbakanın, bakanların ve milletvekillerinin oluşturduğu hükümetin, halkın parasıyla yiyip içen, giyeceği alınıp yatacağı yer temin edilen, maaşı verilen “memurlar” tarafından haksız, hukuksuz ve adi bir şekilde, insanlık dışı işkenceler ve aşağılamalarla geçen sözde bir yargılama ardından katledilişinin kara günüdür bugün.

Parasını halkın verdiği ve ülkeyi koruması için memuruna emanet ettiği silahların, halka ve onun vekillerine dönmesidir 27 Mayıs.

27 Mayıs, en az 12 Eylül ve diğer tüm darbeler gibi aşağılık, izzetsiz ve şerefsiz bir eylemdir. Bu halkın, kendi askerine şüpheyle bakmasının, güvenmemesinin sebeplerinden birisidir. Bakmayın siz geçmiş dönemlerde ara ara en güvenilir kurum seçilmesine. Güvenlik merkezli bir tehlike imasıyla sorarsanız elbette ordu cevabını alırsınız. Diğer taraftan bu anket yayınlarıyla hangi prestiji korumak ve hangi algıları, kanları temizlemeye çalışmaktalar biliriz. Burada sorumlu ordu değil, bu milletin Mehmetcik dediği, bağrına bastığı ordusunu ele geçirip kendi halkına silah çektiren şeref yoksunlarıdır. Bu millet ordusunu sever, ama onun eliyle kendisine düşmanlık edenlere de lanet eder, elbet hesap sorar.

Geçen akşam Ülke Tv’de Mustafa Armağan 27 Mayıs döneminde yaşananları anlatıyordu. 27 Mayıs’ın şartlarını, toplumun içerisinde bulunduğu durumu, yaşadıklarını, Menderes’in ve arkadaşlarının kurtulmasını umarak evlerinde Kur-anlar okumalarını ve diğer bir çok konuyu detaylandırdı. Yapılan işkencelerden, asılmadan önce üç dört  doktor tarafından sırayla prostat kontrolü! yapılmasından, asıldıktan sonra ailesinden ip ve yemek parası istenmesinden, “sizi buraya getirten irade böyle karar verdi.” itiraf ve acizliğinden, Menderes’in son ana kadar ki nezaketine kadar bir çok konuya değindi.

Ancak en duygusal ve önemlileri; darbecilerin Menderes ve arkadaşlarına reva gördükleri insanlık dışı işkenceler, hakaretler ve her fırsatta küçük düşürme çabalarını zaman zaman haya ederek, zaman zaman elini ağzına götürerek, zaman zaman ise “bunu detaylamak uygun olmaz” yada “bunu anlatamayacagım” gibi tabirler kullanmak zorunda kaldığı yerlerdi.

adnan aydin mendere 27 mayis darbe komutan aile fotografs 216x200 Adnan Menderes   Utanmaktan Vefayaİnsan düşünüyor, bu nasıl bir nefret nasıl bir öfke. Bu insanlar uzaydan mı gelmişler yoksa bu milletin çocukları değiller mi ? Hatta, bunlar insan değil mi diye geçiyor aklımızdan. Ve evet insanlar demekten imtina ediyoruz.

Bir ülkenin seçilmiş başbakanını, darbe ile al aşağı edip,kendince yalan yanlış bilgiler ve sahtekarlıklarla yargılarken! , hem psikolojik hem fiziksel işkenceler etmek. Bu iffetsizlik, şerefsizlik, haysiyetsizlik ve esfel-i safilinlik değildir de nedir ?

Menderes hakkında verilen karardan sonra bir daha avukatlık yapmayan Başbakan Menderes’in avukatı Talat Asal, o günleri şöyle anlatıyor ;

Yassıada’daki 12 metrekarelik odasının üstünde sürekli çalıştırılan bir makine vardı. Uyuması, dinlenmesi imkansız hale getirilmişti. Bu bir işkenceydi. Küçücük bir oda. Odada bir siyah karyola, iki tane tahta iskemle, bir tahta masa… İkinci iskemle kendisini 24 saat bekleyen subaylara aitti. Bu şartlar altında, hiçbir şey konuşmadan bir insanın dünyadan habersiz yaşadığı takdirde ne hale gelebileceğini tahmin ederseniz o haldeydi. Bir manevi işkencenin tesirleri ayan beyan görünüyordu. Kaldı ki, bu işkencenin daha şiddetli tarafları da vardı. Son görüşmemizi Ağustos ayında yaptık. Son görüşmemizde birbirimizden ayrılırken, bir elimi eliyle tuttu ve sağ kolunu yukarı kaldırarak, “Milletime ve Allah’a hesap veriyorum” dedi. İdamın ertesi günü, neden idam edildiğine dair belge, Aydın Beyefendi’nin ifade ettiği darağacının ve celladın parasını talep eden belge ile birlikte Tahran Caddesi Arman Apartmanı’nda oturdukları dairenin kapısına asılmıştır.”

Öğleden sonra 14.30 sularıydı. Menderes asıldı. Daha birkaç dakika bile geçmemişti ki darağacının hemen yanındaki gazinoya geçtik. Üst düzey yetkililer, bazı savcı ve Menderes’in idam kararında imzası bulunan bazı hakimlerin mutluluğu yüzlerine yansımıştı. Adadan toplanan üzümlerle bir anlamda parti yaptılar. İdamı kutladılar. Hakimlerden bir tek Vasfi Göksu biraz neşesizdi. ’40 kişiye idam kararı verdim, üçünü astılar.‘ diyordu, Yassıada’da Menderes ve arkadaşlarının fotoğraflarını çeken emekli Astsubay Şenyüz‘ün ise şunları anlatıyor :

27 Mayıs darbesinden sonra askerliğini Yassıada’da yapan İbrahim Çınar ise şunları anlatıyor ;

adnan menderes idam darağacı darbe 222x300 Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya

Hava çok soğuktu. Rahmetli bir palto giymek istedi. Subay izin verdi. Kolunun birini paltoya geçirdi subay ikinci kolunu geçirmesine izin vermedi. ‘Yürü’ diye sert bir şekilde çıkıştı. Kendilerince dalga geçiyorlardı. Elimizden bir şey gelmiyordu. Bırakın bir kelime konuşmayı ses çıkarmamız dahi yasaktı. 5 arkadaşımız Menderes ve diğer yargılananlarla konuşmuş. Adada Rumlardan kalma korkunç zindanlara atılmışlardı. Hayvanın yaşayamayacağı pislik içindeki zindanlarda kaldılar. Daha sonra onlardan haber alamadık.İdam sonrası uzun süre gözyaşı döktük. Adadaki muhafızların üzerine bir yas çökmüştü.

Menderes’in eşyalarını benim nöbet tuttuğum emanet yerine getirdiler. Rahmetlinin eşyaları çantanın içindeydi. Bir tane altın kalemi vardı. Onu oğullarından birine vasiyet etmişti. Ancak kaleme sonra ne oldu bilmiyorum. İhtilal yapıp, ülkedeki güzel gidişatı engelleyip Menderes’i asan güçlerin uzantılarının bugün Ergenekon davasında yargılanması Türkiye adına çok büyük bir gelişme. Ben içim kan ağlayarak Yassıada’da muhafızlık yaptım. 25 torunum var. Onlardan biri de Silivri’de darbe yanlılarının yargılandığı mahkemede muhafızlık yaparak askerliğini bitirdi. Allah, dünyadan ayrılmadan önce bunu bana yaşattı ya şükürler olsun. Büyük oğluma Menderes ismini verdim.

Ve utanmadan “Adnan Menderes’i zaten halkta sevmiyor ve istemiyordu” diyebilen zavallılara ithafen şu videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

8 gün bir hücrede elleri kelepçeli olarak tutulan Erdelhun ise şunları anlatıyor ;

En feci gün Sayın Adnan Menderes’in idam edildiği 17.09.1961 Pazar günüydü. Öğle üzeri mevkufe bulunduğumuz koğuşun parmaklıkları kapatıldı. Bir şey göremiyorduk. Fakat emniyet birliklerinin koşuşmalarından fevkalade bir hal yaşandığını hissediyordum. Parmaklıkların arkasından gelen ‘ah’ sesi merhumun son nefesi oldu. O gece koğuşta sabaha kadar hatimler, aşırlar ve dualar okuduk.

İmralı Cezaevi’nde 8 gün kaldım. Maddi ve manevi ağır baskılardan sonra burası adeta bir dinlenme kampı hayatını yaşattı. 16 Eylül günü burada esas müebbetlikler kavuşturularak ve iki koğuş halinde iskân edildik. Cezaevi müdüründen gardiyanına kadar herkes kolaylık gösteriyor ve hayatımızı yaşamamızı kolaylaştıracak çeşitli imkânlar sağlıyorlardı. En feci gün Sayın Adnan Menderes’in idam edildiği 17.09.1961 Pazar günüydü. Öğle üzeri mevkute bulunduğumuz koğuşun parmaklıkları kapatıldı. Bir şey göremiyorduk. Fakat etraftaki tedbirden anlaşılanlar ve emniyet birliklerinin koşuşmalarından fevkalade bir hal yaşandığını hissediyordum. Parmaklıkların arkasından gelen bir ‘ah’ sesi merhumun son nefesi oldu. O gece koğuşta sabaha kadar idam edilenler için hatimler, aşırlar ve dualar okuduk.

Yaşananlarla ilgili internetten her türlü bilgi ve detaya ulaşabilirsiniz. Ancak ben sadece 3 anektod paylaşmak istiyorum.

İlki; Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılanma sürecinde sürekli mahkeme salonunda ve etrafında olan bir er olan Şırnaklı Halil Yavuz’un söyledikleri. Buyrun :

İdamı yaklaştığı günlerde bile ve hatta idama gideceği gün bile kimsenin kalbini kırmadı, kötü laf söylemedi. O çok iyi bir insandı ama idam ettiler. Onun Başbakanlık yaptığı dönemde kıtlık yoktu, hırsızlık yoktu, öldürmek yoktu ve çok değerli bir insandı.

O bizim partiden olmamasına rağmen ben bile onun idamına üzüldüm. O Demokrat Parti’dendi, bense Halk Partisi’nden.

Menderes, ölüme gideceğini bilmesine rağmen duruşundan taviz vermedi ve Albay’a, ‘Madem idam edileceğim. Benimle birlikte mahkemeye gelip – giden merasim bölüğündeki askerleri çağır gelsinler. O subay ve askerleri çağırın onlarla helalleşmek istiyorum. Sonra beni nereye götürürseniz götürün‘ dedi. Albay bizi çağırdı.

Adnan Menderes oradaydı. Bizimle tek tek helalleştikten sonra Menderes, son yolculuğuna giderken bize dönerek, ‘Hakkınızı helal edin. Benimle çok yoruldunuz ve çok eziyet gördünüz. Sizden helallik almadan burdan ayrılmak istemiyorum‘ dedi ve gittiler. Bir daha da onu görmedim.Sonra İmralı Adası’nda idam edildiğini duydum. Çok üzülmüştüm.

İkinci anektod ise Fatin Rüştü Zorlu’nun ailesine mektubu.

Anneciğim, Emelciğim, Sevinciğim ve Ağabeyciğim,

Şimdi Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkıyorum. Sakinim. Huzur içindeyim. Benim için üzülmeyin. Sizlerin de sakin ve huzur içinde yaşamanız beni daima müsterih edecektir. Bir ve beraber olun. Allah’ın takdiratı böyle imiş. Hizmet ettim ve şerefimi daima muhafaza ettim.

Anne! Siz sevdiklerimi muhafaza edin ve Allah’ın inayetiyle onların huzurunu temin edin. Hepinizi Allah’a emanet eder, tekrar üzülmemenizi ve hayatta berdevam olarak beni huzur içinde bırakmanızı rica ederim.

Allah memleketi korusun.

Ve Hasan Polatkan’ın ailesine mesajı :  “Karıma ve çocuklarıma söyleyin, suçsuzum. Allah’ıma ve vicdanıma güveniyorum. Aynı sözleri anneme ve kardeşlerime de söyleyin.

adnan menderes idam dar agaci darbe asker ordu 193x200 Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya

Ve son olarak Adnan Menderes’in kendisini asma kararı verenlere cevabı :

Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zavatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde, değiniz ki Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi silahların gölgesinde yaşayan kahraman! efendinize acaba söyleyebilecek misiniz?

Şunu da söyleyeyim ki milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950′de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaksınız. Ama şimdi milletle el ele verecek Adnan Menderesin ölümü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Amma buna rağmen merhametim sizlerle beraberdir.

Menderes’in dediği gibi bu halkın laneti her daim bu darbecilerin ve onların takipçilerinin üzerinde, elleri ise yakasında olmuştur. Ve yıllar sonra dahi olsa artık bu millet, onlardan ve takipçilerinden hesap sorabilme noktasına gelmiştir. Sorulacak çok hesaplar var.

Adnan Menderes ve arkadaşları aynı merhum Turgut Özal gibi bu milletin evlatları ve her zaman rahmet ve sevgi ile andıkları insanlar olacaktır. Ancak darbeyi yapanlar bu halkın lanetini üzerlerinde taşırken, isimleri bile hatırlanmak istememektedir.

adnan menderes fotoğraf darbe 300x260 Adnan Menderes   Utanmaktan Vefaya

Bu sebeple halk Menderes’i de Özal’ı da kalbinde ve yanı başında ki kabirlerinde istemiş ve kucağına sararak rahat uyutmanın çabasındadır. Mirasları hiç olmadığı kadar diridir, hayattadır.

Bu halk artık onlara sahip çıkamamanın utancından, onlara olan vefasını gün yüzüne çıkarma ve bu bağlamda kendi evlatlarını tekrar bu çakallara yem etmeme durumuna gelmiştir.

Ne enteresandır ki idam kararı kendisine tebliğ edildiğinde çekilen şu fotoğrafta istemli yada istemsizce elleriyle yaptığı kalp bu milletin nezdinde ilelebet onlar için sevgi, özlem ve saygıyla çarpacaktır.

Allah onlara rahmet etsin, ruhları şaad olsun.

Emanetleri ve hatıraları emin ellerdedir.

Ruhlarına bir fatiha’yı borç biliyorum.

Ve son olarak, büyük bir zevkle;

Zalimler için yaşasın cehennem !